Babamın Hikayeleri 2
Sevgili Günlük,
Evde hala kendime ait bir televizyonum yok.
Annem ve babam haftada bir diziyi, hafta sonunda olmak şartıyla izlememe izin vermekteler.
Aslında babama kalsa hiç seyrettirmeyecekti ama annem ona “bütün arkadaşları televizyon seyrediyor ve ertesi gün de seyrettiklerini okulda birbirlerine anlatıyorlar. Bizim çocuklar da hiç olmazsa bir dizi seyretsinler, yoksa kişilik sorunları oluşabilir” dedi. Bunun üzerine babam da izin verdi.
Babam, galiba üç sene kadar önceydi, hikaye kahramanlarının davranışlarına önem verdiğimiz düşüncesiyle hayatının bir kesitini daha hikayeleştirip bize getirdi.
İşte babamın hikayesi:
---
İlk televizyonumuz
Ortaokul 1. sınıfa kadar okulumuza epey uzak bir mahallede oturmaktaydık. Bu mahallede iken evden okula gidişte iki otobüs değiştirirdik. Sabah 7:30 da abim ve kızkardeşimle birlikte otobüs durağına giderdik. Otobüsü kaçırmayalım diye genellikle 10 dakika kadar erken durağa gelirdik. Otobüs daha bizim durağa gelmeden oturacak yerler dolmuş olurdu ve üçümüz de hep ayakta giderdik. Zaten tesadüfen bir boş yer bulup otursak da bir sonraki durakta otobüse binen yaşlılara yerimizi verirdik. Yani oturmanın sefası da en fazla bir durak sürerdi. Çarşıya varınca otobüsten iner, ve okulumuz istikametinde giden bir diğer otobüse binerdik. O otobüste de oturacak yerler dolu olurdu. Okula saat 8:30 da gelmiş olurduk. Yani bir saatlik ayakta yolculuktan sonra okula varırdık. Sonra da akşam 4:00 e kadar ders görüp evimiz yönünde otobüse binerdik. Yine iki araba değiştirip ayakta bir saatlik yolculuktan sonra evimize gelirdik. Otobüse binmek öğrenciler için 25 kuruştu. Babamın hergün sabah verdiği 125 kuruştan artan 25 kuruşu her akşam kumbarama saklardım. Akşamları gelir gelmez derslerime başlardım. İlkokul 1. ve 2. sınıfta iken evlerde televizyon yoktu. Ders yapmayan çocukların vaktini boşa harcayacağı başka şeyler de yoktu. İyi ki de yoktu. Belki televizyon olsa ben de televizyon seyredeceğim diye ders yapmayabilirdim. Televizyon yayınları ben 3. sınıfa giderken başladı. Bazı komşularımız kendilerine televizyon aldılar. Yayınlar siyah beyazdı ve akşam 6:00 da başlayıp gece 11:30 a kadar devam ederdi. Ve sadece bir kanal vardı: TRT. Babam o sene bize televizyon almadı. Anneme “televizyon alırsak çocuklar dersine bakamazlar. Başarısız olup sonra hayat boyu üzülürler” demiş. Hergün sabah okula gittiğimde arkadaşlarım bir önceki akşam seyrettikleri Uzay Yolu dizisini birbirlerine anlatırlardı. Ben de “sizin televizyonunuz yok mu hala” demesinler diye “ben o dizilerden pek hoşlanmıyorum” derdim. Arkadaşlarıma “Babam bize televizyon almıyor” demezdim. Zaten ben hiçbir zaman başkalarını bana acındırmayı sevmedim. Birkaç yıl televizyonsuz yaşadık. Bizim çok ısrar etmemiz sonunda ortaokula giderken babam eve televizyon aldı. Ertesi gün okula gidince arkadaşlarıma bir önceki akşam seyrettiğim diziyi anlatarak televizyon aldığımızı duyurdum. Arkadaşlarım “Pöh! Televizyonsuz ev mi kaldı ki zaten” şeklinde şeyler söylediler. Artık hergün üç kardeş birlikte bir-iki saat televizyon seyrediyorduk. Yaşım biraz daha büyüyünce babamın eve televizyon almamakta ne kadar haklı olduğunu anladım. Hatta keşke ortaokula giderken de almasaydı diye düşündüm hep. Ben ilkokulu birincilikle bitirdim. Ama ortaokulu ve liseyi birincilikle bitiremedim. Belki babama çok ısrar etmeseydim de televizyon daha geç alınsaydı belki ortaokul ve liseyi de birincilikle bitirebilirdim diye hala düşünmekteyim. Babamın beni doğru yönlendirdiğini kısa süre sonra hep gördüm. Bu yüzden büyüyünce babamın öğütlerine daha da özenle uyar oldum. Bugün iyi giden ve başarılı olduğum konulara bakınca hep babamın doğru yönlendirmelerini görüyorum. Keşke babamı her konuda dinleseydim, bugün her işimde başarılı olurdum. Zaten bütün babalar çocuklarının ve eşinin iyiliğini ister, başarılı olmalarını ister.
---
Sevgili Günlük,
Şimdi beşinci sınıfa gidiyorum ve hala haftada sadece bir dizi seyretmeme izin var.
Bu kadar zamanda sadece çizgi filmden pembe diziye geçmemize izin verildi.
Dizi sayısını ikiye çıkarma önerilerime babam hep karşı çıktı.
Aslında büyüklerimin gerekçelerine hak veriyorum ama onlar seyrederken bitişik odada ders çalışmak ta zor geliyor.
Derya